Siyasi Macera

Türkiye siyasetini, çocuk yaşta öǧrenmeye başlıyoruz çoǧumuz. Ama bunu ne kadar doǧru yapıyoruz. Araştırmadan, babamız, dedemiz, amcalarımız, çevremiz, ... ne derse doǧruydu, isterlerse en yanlış şeyi söylesinler. Biz hata yapmazdık, yapanlar her zaman bizim gibi düşünmeyenlerdi. Ne yazıkki, bu durum, fazla deǧişmiyor çoǧumuz için.

Çocukken, Osmanlıyı anlatan kitaplar okurdum, kahraman padişah ve kahramanları. Hepsinin yanındaki büyük kişileri, vezirleri, şeyhleri, ozanları, aşıkları. Kötü her zaman, bize savaşandı. Koskoca milyonları çatısı altında bulunduran imparatorluk, hep bir aǧızdan konuşuyordu. Yani, dıştan kimse birşey yapamaz, içtende kimse bölemezdi. Ve bu 1299'dan 1922'e kadar böyleydi, ve bu imparatorluk hep Şeriat ile, Din ile, Adalet ile yönetildi. Fakat Balkanlarda, Orta Doǧuda, Afrikada arkadan vurulduk ve imparatoluk bitti dediǧimiz anda, Türk mehmetciǧi büyük general Atatürk ile beraber Türkiyeyi kurtardı, fakat bizim dinle bütünleşmiş imparatorluǧumuzu 1923'te, dinsiz cumhuriyet devletine çevirmişti...

Sonra mahalledeki camide Türk okuluna gitmeye başladım, abim ve mahalledeki çocuklar ile beraber. Kitapların ilk sayfasında, Atatürk'ün resmi vardı. Arkadaşlardan duyduǧum, Atatürk rakı içerdi, imamları asıp keserdi, sarık yerine şapka giydirirdi, ... Bu adam benim önderim olamazdı.

Bu arada Belçikanın kendi okulunada gidiyordum, Katolik okuldu. Ve orda bir gün, hz. Isa'nın doǧum günü olduǧu için, sınıfta kendi katolik şarkılarını söyleyecektik. Tenefüste, Türk Müslüman olarak, bizim grup, söylememek için karar aldık. Sınıfa geri girdik, ve benim Türk Müslüman, ve söylememek için kararlı arkadaşlarım dahi olmak üzere herkez, hz Isa için yazılmış çocuk şarkılarını söylemeye başladı, ben hariç. Öǧretmen bana geldi, ve neden söylemediǧimi sordu, bende "benim peygamberim deǧil" dedim. Bunun üzerine öǧretmenim bana "Ben siz Müslümansınız diye, benden deǧilsiniz, size ders vermem diyormuyum" dediǧinde, yerin dibine girdim, ve baktım ki, söylememekte kararlı olan, fakat genede şarkıları söyleyen arkadaşlar, o gün benle alay ettiler.

Eve gittim, olayı annem'e anlattım. Ve annem bana "hz Isa, bizimde peygamberimiz, saygısızlık etmişsin, onlarda öyle düşünüyor, ama hepimiz bak beraber yaşıyoruz" dedi, ve ben gene yerin dibine battım. Babama anlattım, üçüncü defa yerin dibine battım. Ama iyikide yerin dibine batmışım, çünkü düşünmeye başladım. Evet hz Isa benimde peygamberimdi, fakat neden onlar, bizden deǧildi, babam bana Müslümanlıǧın, Türklere sonradan geldiǧini anlattı. Yani, ilk Türkler Müslüman deǧilmiydi.

Ve böylece araştırmaya başladım. Türklerin, 16 imparatorluk kurduǧunu, yüzlerce beyliklerin olduǧunu. Moǧol, Hun, Çin, Japon ve Korelilerle yaşayıp, o yörelerden geldiǧini, Türklerin tek Türkiye olmadıǧını öǧrendim.

Yıllar geçti, orta okula gitmeye başladım, ve orda başka din, dil ve ırklarla konuşmaya, tartışmaya başladım. Ve bu tartışmalar hep yeni şeyler öǧrenmeye, araştırmaya başlamamı saǧladı.

Seneler geçti, ve insanların düşüncelerine saygı duymayı öǧrendim, ve kendi düşüncemi karşıdakini kırmadan anlatmayı öǧrendim, bu yolda kırdıklarım olduysa, beni affetsinler ve haklarını helal etsinler.

Osmanlıyı detayli öǧrenmeye başladım, Atatürkü araştırdım. Bana anlatılandan deǧişik bir Osmanlı ile karşılaştım, Atatürkün neden Cumhuriyet'i kurduǧunu, ve bunun dahamı iyi veya kötü olduǧunu anladım. Bunu başka zaman anlatırım

Ilk olarak, Türkiye siyasetinde, MHP'yi bilirdim, en milliyetci partiydi, ben öyle biliyordum, ama uyguladıǧı politikaya baktım, bazı ortamlara baktım, gördüǧüm: ırkcılık, saǧ-sol mantıǧını, dinlemeden hain ilan etmek ve düşünmeden parti liderinin peşinden gitmek. Bana ters olan noktalar bunlardı.

  • Irkcılık: Milliyetcilik deǧildir, Türke düşman olmayana karşı, ben düşman olman. Buna güzel bir örnek, Malcolm X in hayatıdır.
  • Saǧ-sol mantıǧı: şucu-bucu düşüncesi, kardeşi kardeşe düşman eder. Üzerinden bu kadar yıl geçmiş, geçmişi hortlatmaya gerek yok, geçmişe bakıp geleceǧi inşaa etmek laǧzım.
  • Dinlemeden hain ilan etmek: partiden ayrılmayı, aynı düşünmemeyi, hainlikle suçlayanlar, kendi samimiliǧine ilk olarak baksınlar.
  • Düşünmeden parti liderinin peşinden gitmek: Birinin peşinden gitmekte sorun yoktur, fakat, peşinden gittiǧin kişiyi eleştirmemek, dahada kötüsü eleştirememek, yanlışlarını görüpte anlatmamak, veya anlatamamaktır bununla kast ettiǧim.

Siyasetin yanında dincileri gördüm, bir arkadaşım bana, gel sohbete gidelim dedi, ne güzel, genciz, din ile ilgileniyoruz, beraber sobhete gidiyoruz. Bir araya geldik, arkadaşlar lezzetli yemek yaptı, sonra cay ile sohbet başladı. Normal bir sohbetti, okul, öǧrenci örgütleri, ders, kültür, ... gibi konular konuşuldu. Sonra bir imam abileri geldi, sohbet dine döndü, ve "hoca efendi", aǧlamalar, ... Dedikleri hoca efendi kim diye düşündüm, sonra aklıma feto geldi, ve herkez onun ile ilgili, şöyle iyi, böyle eziyet çekti, hep hizmet verdi, ... şeklinde konuşmaya başladı. Ben konuşmadım, dinledim. Ordan ayrıldım, düşündüm, babam feto'yu zaten sevmezdi, ama onun hakkında bu kadar iyi konuşanlar vardı, ve içlerinden biride iyi tanıdıǧım bir arkadaşımdı. Araştırdım, ve din'i başta iyi anlatan bir hoca, fakat, detaylara girmeye başlayınca, beyin yıkayan bir örgüt olduǧunu gördüm ve bunu böyle anlattım, yaptıǧım tartışmalarda.

Sonra Cübbeli hoca, Kedicikli Adnan hoca, Tv hocaları derken, bir gün Cat Stevens, yani Yusuf Islam'ın Islama dönme hikayesini okudum. Ve yabancı birinin, hiçbir hacı-hocaya takılmadan asıl dini öǧrenmesi, beni duygulandırdı. Başka örneklerde var, lakin anlatmak istediǧim o deǧil

Bizim cemaate katıl diyelere, hep bu cevabı verdim. Ve hiçbir cemaate baǧlanmadım. Ve bu yüzden, sen bizim hocamıza, baǧımlı deǧilsin, sen kafirmisin, diyenlerle bile karşılaştım.

Sonra bir ara, iktidar parti olan AKP'nin, yaptıklarını duydum, ve sevindim, lakin AKP'yi okadar iyi bilmiyordum, ve siyaset ile dahada ilgilenmeye başladım, ve ne yazıkki, gene duyduǧum/gördüǧüm ve araştırmalarım arasında kocaman daǧlar olduǧunu gördüm.

  • Kürt-Türk kardeştir, PKK'yı bitireceǧiz, dediler, açılım dediler, sonunda Habur sınırından terör başları, kahraman gibi ülkeye girdiler.
  • Hoca efendi böyle iyi, şöyle eziyet çekti, ve sayre... ona selamlar gönderiyoruz, Inşallah ülkemize geri getirteceǧiz, ... Duyduǧuma ilk ininamadım.
  • Türk üniversiteleri, en iyi üniversiteler sıralamasından liste dışına düştü.
  • Türk havayolları, Telekom, ... yabancılara satıldı.

Konu Türkiye siyaseti olduǧunda,

  • ne Hoca efendisi, ona inanmayın dediǧimde, sen dinsizmisin, sen ne bilirsin denildi.
  • Devlet terör'ü bitireceǧi yere, masaya oturdu dedim, senin gibiler yüzünden bu kadar şehit verdik, artık şehit, gazi vermiyeceǧiz dediler.
  • BOP başkanıyım diye baǧırıyordu, yok, mualefet Amerika uşaǧı, o deǧil.
  • ... Daha çok örnek var, yazmaya kalksam bitmez, malesef.

Ama sonra, ilk terör örgütü, sonra hoca efendileri, sonra emperyalistler devleti kandırdı. Ve 15 temmuz, hain darbe gerçekleşti. Darbe'nin üzerinden bir hafta geçmedi, 15bin kişi tutuklandı, işten çıkarıldı, düşmanı yendik çıǧlıkları atıldı. Bir video gördüm, videoda teslim olan askerleri kemer ile dayak atıp, öldürdüler. Ve bu konuyla ilgili "Teslim olanı, canavarca öldürmenin hangi dinde yeri var, onu yapan şerefsizdir yazdım", bana "sen fetocumusun, siz zaten heb erdoǧana saldırıyorsunuz", "hainler", ... cevabları geldi, ve asker üniformasıyla halka ateş eden şerefsizleri gösterdiler.

Herkez bilsin ki, savunmasız veya teslim olmuş kişiye eziyet edip, öldürüp, ölüsüne bile tekme atan, şerefsizdir.

Iki sene sonra 2017'de. AvrupaTürk derneǧini yeniden faaliyete geçirdik. Türkiyeden ilk misafirleri aǧırladık, Sadi Somuncuoǧlu ve Yusuf Halaçoǧlu, konu ise Türk tarihi ve kültürüydü. Ama Yusuf Halaçoǧlu, Iyi parti kurucularından olduǧu için, sorulan sorular, siyaset ile ilgiliydi.

Konferanstan sonra, sohbet ettik, ve IYI partinin kuruluş nedeni ve amacını, bizzat kendisinden dinledim. Sonra ikinci konferansımızı yaptık, bu sefer misafirimiz Özcan Pehlivanoǧlu idi, bu seferki konu Balkan Türkleri. Fazla gelen olmadı, fakat konu çok önemli bir konudur. Bu konuyu başka zaman yazacaǧım. Özcan Pehlivanoǧlu'da IYI parti kurucularındandı.

Bundan bir-iki hafta sonra, erken seçim kararı geldi, ve apar topar, bunun ile ilgilenmeye başladım.

Kuruluş nedeni ve uyguladıkları politika'dan dolayı, burda IYI parti için müşahitlik görevini üstlendim. Sonra bir de baktım CHP ve Saadet partisi ile ittifak kuruldu. Ilk başta üzerinde fazla durmadım, onlarında amacı aynıydı. Parlementer devlet ile devam etmek, tek adam rejimi olmamak.

Bu süreç içinde, tv'lerde Millet ittifakı, hainler diye damgalandı, Cumhuriyet ittifakı ise tek vatansever, öncü ve dünyadaki tek adaletliler diye duyuruldu.

Belçikada seçim 5 gün sürdü. 3 gün müşahitlik yaptım. Çok şey oǧrendim, ve kişiler tanıdım. Beni tehdit edende oldu, işimi yapmamı engellemeye çalışan terbiyesizlerde oldu. Ben IYI parti adına ordaydım, CHP-Saadet'lilerle konuştum, ittifak olduǧumuz için beraberdik, güzel sohbetlerimiz oldu. HDP'lilerle konuştum, onlar ilede güzel konuşmalar gerçekleştirdim. MHP'den beni tehdit edip terbiyesizlik yapanlar dışında, sohbetler ettim. Aynı şekilde AKP'lilerle ilede konuştum. Siyaseti bir tarafa bıraktıǧımda, herkez ile iyi konuşmalar yapabildim, terbiyesizler ve cahiller dışında tabikide.

24 Haziran, adilce veya kalleşce bir seçim geçirdik, seçim sonucu belli olmadan Erdoǧan kutlamaya başladı, Ince ilk umut verici mesaj attı, ve 10 dakika gecmeden, malubiyetini açıkladı, Akşener kayboldu. Ince bir gün sonra, iki gün sonrada Akşener açıklama yaptı.

Bu açıklamadan sonra, IYI partide bir amaç için kurulup, kitle toplayıp, amacını unutan bir parti gibi davrandıǧı için, desteǧimi çektim.

Üzerinden vakit geçti, Nevzat Bor, Özcan Yeniçeri ve Yusuf Halaçoǧlu, benim üste yazdıǧım nedenler yüzünden istifa ettiler...

Bundan sonra, hiç bir siyasi partiye destek vermeyeceǧim.

Türkcülük ve Turancılık davamda ise deǧişen birşey yoktur.

Saygılar ve sevgiler ile

2018-08-06
politika, siyaset, iyi, Türkiye